Melen Çayı, 
Sarı yayla ve Aktaş Şelaleri’nin
Saf duruluğunda zamanı durdurmak istiyorum
Yok, olmak istiyorum fındık tarlalarında

İstanbul’dan fazla uzaklaşmadan aradığınız huzuru bulabileceğiniz tüm yorgunluklarını atacağınız ve dinlenmenin keyfini yaşayabilceğiniz çok güzel bir yer biliyorum dersem ne dersiniz ?

Hepimizin yorgun ve koşuşturmaca içerisinde geçen hayatlarımıza kısa bir mola vermeye durmaya soluklanmaya ihtiyacı var. ‘’Delirmemek için durmak lazım,hayat kısa bir mola vermek lazım’’ diyorum ben.

Başka bir deyimle nefes almaya ihtiyacımız var.Akçakoca ise aradığımız huzur ve dinlenceyi bize çokça verecek bir yer.Bir kere akçakoca sınırlarına girdiğiniz zaman yemyeşil bir doğa’ya da merhaba diyorsunuz.Ormanlarımıza ve doğa’mıza sahip çıkmanın önemi o kadar büyük ki kıymetini bilip sahip çıkmalıyız.Uzun lafın kısacası önce yemyeşil bir doğa sonrasında upuzun bir kumsal ve karadeniz’in hırçın dalgaları sizleri karşılıyor.

Akçakoca, İstanbul Düzce ilçesine bağlı, Batı Karadeniz bölgesinde İstanbul’a yaklaşık 2.5 saat mesafe de geniş ve upuzun bir kumsalı bulunan küçük  ve güzel sahil kasabası.Ihlamur,çınar,meşe ve kestane ağaçları ile çevrili ,Akçakoca ‘ın tertemiz bir havası var,aksi mümkün değil zaten.Ben bir haziran zamanı gelmiştim bu taraflarda denize girmeye fırsat ve imkanım olmamıştı.Daha doğrusu deniz için erken olabilecek bir tarihte oradaydım.Hava çok sıcaktı ama deniz rüzgarlıydı ve kaldığımız otelin havuzundan faydalanmıştım. Akçakoca’nın denizi için  genel olarak hep dalgalı olduğunu ama temiz olduğunu söylüyorlar. İstanbul’a yakın yemyeşil doğası bol oksijeni,mis gibi deniz havası ile hayatınıza kısa bir mola tatil yapabilceğiniz güzel bir yer burası.Peki biz şimdi buraya geldik,neler yapabiliriz ,nerelere gidebiliriz diye soracaksınız.Nesi meşhur dur ne yiyelim ne içelim diye civarda ve otel de yeni tanıştığımız insanlara sorduk, ve kendimiz de araştırdık.İlk durağımız adını Aktaş köyünden alan oranın nefis,popüler yerlerinden bir olan Aktaş şelalesi oldu.Bu şelalenin yüksekliği 50 m.Trekking sevenler için yürüyeceğiniz o engebeli yürüyüş parkurun sonrasında varacağınız bu muazzam şelaleyi ve dönüşünde oranın doğal kaynak suyundan ikram edilen o nefis çay’ı damağınızda güzel bir tat bırakacak.O çay’ın tadını ben hala unutamadım ☺

3 Gün kalmamıza rağmen biz bu zamanı çok verimli kullanamadık daha doğrusu bir birine yakın farklı yerlere de uğrayarak dönüş yolculugumuzu tamamladık. ama bize tavsiye edilen mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken yerleri aşağıda sizin için listeliyorum.

Akçakoca ilçesinin en çok ziyaret çeken gezilen ve görülen bölgelerinden bir tanesi daha Faklı Mağarası. Burası damlataş bakımından zengin birinci derece sit olanı olan yer  düden girişleri ile önemli bir oranda su girişi olduğu için burası astım hastalarına çok iyi geliyormuş. Mağaranın çevresi ayrıca piknik alanı olarak kullanılıyor.Buranın popüler piknik ve mesire alanı olarak da Cumayanı mesire ve piknik alanı geçiyor.İçi defne ağaçları ile kaplı ,eşsiz bir seyir teras özelliğine sahip Ceneviz Kalesi de mutlaka görmeniz gereken yerlerden daha biridir.Kalenin batı kıyısında Mavi bayrak unvanı da alan Ceneviz kalesi plajında denizin tadına varabilirsiniz.

Peki  Akçakoca’ya özgü tatlar nelerdir ne yemeliyiz ne içmeliyiz derseniz Yöre de kestane ağaçları da olduğu kestane balının tadına bakmanızı öneriyorlar.Bir de Yukarı Mahalle denilen bir yer de yöresel halk pazarından bahsediyorlar ve pazar’ında orda mancarlı pidenin ve melengüç tatlısının tadına bakacaksınız.Yemeden dönmeyin .Geçim kaynağı balıkçılık da olduğuna göre balık yemeden de dönmeyin.Akçakoca’dan çıktıktan sonra Melen çayına da uğramayı asla ve asla unutmayın.Çok güzel bir sahili var ve sahilin yarısı kocaman deniz kabukları ile kaplıydı.Ben böyle güzel bir manzara hiç görmemiştim. Mutlaka gidin kesinlikle tavsiye ederim.

Ege fısıltıları’nda tekrar görüşmek dileğimle sevgiyle kalın …

İlkay Güven