fbpx
Perşembe, Ekim 1

Yaşam Koçu Fırat Çakır İle Röportaj

11
801

Bugün sizler için Sağlıklı Yaşam Koçu – Eğitimci ve Yazar Fırat Çakır ile “Hayata Nasıl Pozitif Bakabiliriz” konusu üzerine bir sohbet gerçekleştireceğiz. Fırat Bey, bloğumuzun takipçileri için kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Elli yaşındayım. Evli ve iki çocuk babasıyım. On iki yıldır kişisel gelişim alanında hizmet veriyorum. On yıldır Nişantaşı’ndaki merkezimizde yaşam koçluğu, sağlıklı yaşam koçluğu ve NLP eğitimleri veriyoruz. Ayrıca dünyanın en köklü kuruluşlarında iletişim, beden dili, liderlik, içsel liderlik, stres ve öfke kontrolü gibi yirminin üzerinde konuda eğitim ve seminerler veriyorum. Yayınlanmış on adet kitabım ve şu ana kadar yaptığım binin üzerinde televizyon programı var. Avrupa’nın birçok ülkesinde eğitim ve imza günleri yaptım.

Kendi alanınızda öncülerden birisiniz ve on yıldır Nişantaşı’nda hizmet veriyorsunuz hangi alanlarda çalışıyorsunuz?

Kendi merkezimizde Yaşam koçluğu, Sağlıklı yaşam koçluğu ve NLP eğitimleri veriyoruz. Ayrıca bireysel seanslar da yapıyoruz. Güçlü bir eğitmen kadromuz var onlarla birlikte güzel bir sinerji içinde çalışıyoruz. Ayrıca birçok önemli kurum ve kuruluşta hem kişisel gelişim hem de fiziksel, zihinsel, ruhsal gelişim üzerinde eğitimler veriyoruz. Tamamen kendimize özgü geliştirdiğimiz eğitim içerikleri ve kişiye özel çalışmalarımız bizi güçlü kılıyor. Elbette bunun yanında hayat içerisinde var olan yaşanmışlık ve tecrübeler de büyük önem taşıyor.

İçinde bulunduğumuz Corona virüs salgını nedeniyle birçok kişi psikolojik açıdan sorun yaşıyor ve geleceğe pozitif bakamıyor. Bu süreci daha iyi geçebilmek adına neler yapılmalı?

Ben size hayata nasıl pozitif bakılır yerine hayatın size nasıl pozitif bakabileceğini anlatayım. Elbette bugüne kadar bizlere öğretilen bizlerin de sorgusuz sualsiz kabul ettiği bazı şeyler var. Bunların belki de en önemlilerinden biri hayatın zor olduğu ve ne kadar çalışsan da istediklerini elde etmenin zor olduğudur. Böyle bir inanç sistemi ile yetişen biri hayatı nasıl sever ya da pozitif bakar? Daha küçük yaşlarda elimizden alınan pozitif düşünce yerini negatif düşünceye bırakmış. Durum böyle olunca sadece hayata değil olaylara, kişilere, kendimize ve algılarımıza negatif bakar olmuşuz. Okul süreçlerinin zorluğunu sonrasında iş bulma zorluğu, işte kalabilme zorluğu, geçim zorluğu benzeri konular takip etmiş. Elbette zorluklarla dolu olduğuna inandığımız bir dünyada yabancılar olmuşuz. Biz, dünyaya yabancı olmuşuz dünya da bize. İşte asıl sorun burada başlıyor. Öncelikle bu dünyaya ve devam eden hayata ait olduğumuzu kabul etmeli ne kadar dirensek de bu hayatı yaşadığımızı kabul etmeliyiz. İster mutlu ister mutsuz; ister zengin ister fakir. İster huzurlu ister huzursuz. İster coronalı ister coronasız hayat devam ediyor ve etmeye devam edecek. Oyunun bir parçası olmayı da seçebiliriz oyunun kendisi olmayı da. Her şey seçimlerimizle başlayacaktır. Bu süreç bittiğinde nasıl bir psikolojiye sahip olacağımızı şimdi vereceğimiz tepkiler ve seçimler belirleyecek. Tüm dünya gibi biz de bu virüsle mücadele ediyoruz ve belli ki uzunca bir süre daha devam edeceğiz. O zaman bugün bir seçim yapın ve pozitif mi yoksa negatif mi olacağınıza karar verin. Eğer hayata ve kendinize pozitif bakmayı seçiyorsanız bundan sonrası çok daha güzel ve eğlenceli olacak. Hayatın size sizin de hayata pozitif bakabilmeniz için altı adımdan oluşan bir sistem önereceğim. Hayatımın en zor dönemlerinde kullandığım bu sistemi bu zorlu süreçte sizlerin de uygulayarak hayatınızın daha güzel olmasına yardımcı olmak istiyorum.   

  1. Madde: Kendine pozitif bakmayan hayata pozitif bakamaz.

Önce kendinizi sevmeyi ve pozitif bakmayı öğrenin. Adınızı sevmiyor olabilirsiniz ya da doğduğunuz şehri, dilinizi, maddi imkânlarınızı, boyunuz, kilonuz, kaşınız ya da gözünüzü her nerenizi ya da özelliğinizi sevmiyorsanız önce onları sevin. Onları sevmeden kendinize asla pozitif bakamazsınız. Kendine pozitif bakamayan çevresine, işine ve hayata pozitif bakamaz. Yaşanan sürecin içinde kaybolan birinin hayatı sevmesini bekleyemezsiniz.

  • Madde: Kötü gibi gözüken olayların altındaki güzellikleri görebilmek

Yaşamakta olduğunuz her olay, size bir hediye sunar. Ne kadar olumsuz bir durum yaşarsanız yaşayın bilin ki bu durum size mutlaka güzel bir hediye verecektir. Bugüne kadar yaşadığınız ilk etapta kötü gibi gözüken onlarca olayın sizin için hayırlı sonlandığına şahit olmuşsunuzdur. Şu an yaşanan salgın, iş kayıpları, maddi ve manevi sorunlar da bitecek ve yeni bir dönem başlayacak. Bu noktada yapılması gereken şey, işler biraz kötüleşmeye başladığında hemen kötü senaryolar yazmayı bırakıp güzel şeylere odaklanmayı başarmaktır.

  • Madde: Hayata farklı pencereden bakmayı bilmek

Bugüne kadar hayata hep aynı pencereden baktınız. Aynı şekilde algıladınız ve aynı davranışları sergilediniz. Ancak sizin bakmadığınız bazı yönler ve görmedikleriniz var. Bunları görebilmek için aynı noktaya aynı yerden bakmayı bırakmalısınız. Eğer farklı şeyler görmek istiyorsanız odağınızı değiştirmek durumundasınız. Nereye baktığınız, nasıl baktığınız ne göreceğinizi ve nasıl göreceğinizi belirler. Hayata ve olaylara farklı pencereden bakın. Siz değil de Ahmet ya da Ayşe gibi bakın. 

  • Madde: Zihin tarlanda pozitifleri büyüt

Herkes zihninde, düşüncesinde, aklında ya da kalbinde olanı büyütür. Zihninde negatif olan negatifi, pozitif olan ise pozitifi büyütür. Şuna tüm kalbinizle emin olabilirsiniz; zihninizde ne varsa o büyüyecek ve mutlaka aklınıza gelen başınıza gelecektir. Madem aklınıza gelen başınıza gelecek o zaman aklınıza güzel şeyleri getirin. Ne yaparsanız yapın pozitifte kalın ki pozitif büyüsün.

  • Madde: Belirsizlik mucizesi

DEEPAK CHOPRA Başarının 7 spiritüel yasası isimli kitabında “Belirsizlik” yasasından bahseder. Bu yasa der ki; hayatınızda belirsizlikler varsa bilin ki binlerce olasılık oluşmuştur. Bir şeyin netleşmiş olması olabilecek binlerce olasılığı ortadan kaldırır. Belirsizlik birçok mucizeyi içinde barındırır. Olmasını istediğiniz şeyleri gerçek kılabilmek adına belirsizlik yasasını iyi kullanın ve yapmanız gereken ne varsa yapın. Ortaya çıkacak olan sonuç sizin istemediğiniz bir şey olsa dahi onun sizin için ne gibi hediyeler getirdiğini merak edin. 

  • Madde: Hayaller ve hedefler belirlemek

Bu maddenin en önemli ve hassas madde olduğunu söyleyebilirim. Her şeyin başı hayalleriniz ve hedefleriniz olacaktır. Hayalleri ve hedefleri elinden alınmış biri hayata pozitif bakamaz. Ölünceye Kadar Ölümsüzsün isimli kitabımda “Bir insan umutlarını ve hayallerini kaybettiği gün ölmüştür. Umutlarınızı ve hayallerinizi kimsenin çalmasına izin vermeyin. Hayat bazen ummadığınız bazen bitti dediğiniz yerde başlar. Her yıkılış yeniden doğrulmak için bir fırsattır aslında. Kimi düştüğünde yerde kalmayı, kimi kalkıp yürümeyi seçer. Sen kalk ve koşmayı seç.” demiştim. Sizi ayağa kaldıracak olan hayaller, hedefler ve amaçlar belirleyin bunları gerçek kılacak eylemler içinde olun.

Elbette bu salgından korunmak adına yapılması gereken ne varsa yapmalı bunlarla ilgili çok bilgi var zaten. Herkes alması gereken fiziki tedbirleri gerektiği kadar biliyor. Biz fiziksel tedbirlerin yanında psikolojik açıdan almamız gereken tedbirlere değindik.

 Şu ana kadar yayınlanmış on adet kitabınız var biraz son kitabınız Kaderle Randevu’dan bahseder misiniz?

Kaderle randevu günümüzde var olan herkese büyük fayda sağlayacak bir eser. Ne yazık ki birçok kişi çocukluk döneminde kendisine öğretilen, kabul ettirilen ya da bilinçaltına yüklenen kodlamalar ile kurban psikolojisinde. Yaşadığı olumsuz olayları tekrar ve tekrar yaşayanlar kadar gelecekten hiçbir ümidi olmayanların da sayısı az değil. Yaşadığı her olumsuzluğa kader böyleymiş, şans yüzüme gülmedi diyen kişileri de es geçmemek gerekir. Kaderle randevu tüm bu olumsuz inanış, davranış, söylem ya da eylemlerin ortadan kaldırılmasını sağlayacak bir eser. Her okuyucu kendisinden mutlaka bir şey bulacak ve yeni bir hayat inşa ederken rehber olarak kullanacak. Aslında kader değimiz şeyin söylemlerin, inançların, davranış ve eylemlerin değişmesiyle birlikte dönüşebileceğine şahit olacaklar. Bir olay yaşar ve o olaya bir tepki verirsiniz, verdiğiniz tepkiyse ortaya bir sonuç çıkarır. Siz, ortaya çıkan sonuca nasip ya da kader dersiniz. Yaşanan olaya verdiğiniz tepkiyi değiştirdiğinizde elde edeceğiniz sonuç da değişir dolayısıyla nasip ya da kader dediğiniz şeyi de değiştirmiş olursunuz.

Kaderle Randevu’yu neden yazdınız?

Gerek danışmanlık yaptığım gerekse eğitim ve seminerlerimde yan yana geldiğim kişilerin gün geçtikçe umutsuz olduğunu fark ettim. Eylemsiz kalıyor bir şeyler yapmaktan korkuyorlar. Kendini ifade etmede zorlanan, kolay yoldan para kazanmak ya da kariyer sahibi olmak isteyenler çok fazla ancak zaman içinde bunlar gerçekleşmeyince hayata küsüyorlar. Neredeyse tamamına yakını kendilerini masumlaştırmak için suçlu arıyor genelde de kader ya da nasip diyerek işin içinden sıyrılıyorlar. Eğer bu durum şimdi düzeltilmezse gelecekte çok fazla psikolojik sorun yaşayan hayalsiz ve hedefsiz bir toplum ortaya çıkacak. Kaderle randevu, tüm olumsuzlukları olumluya çevirebilecek bir kitap. Olmaz dediklerini olduracak, bitmez dediklerini bitirecek. Hayata bakışları değişeceği için geleceğe daha umutla bakan insanlar ortaya çıkacak. Herkesin mutlu ve güzel bir hayat yaşamaya hakkı var ve kitabımı okuyup içindeki uygulamaları yaptıklarında onlar da bunu yaşayabilecekler. Herkes çok daha mutlu ve güzel bir hayat yaşasın uğraşındayım.

Son olarak bloğumuz takipçilerine ne söylemek istersiniz?

Mutlaka eylemde olsunlar. Bir şey yapacaklarsa hemen yapsınlar. Yarın yapacağım demek yapmayacağım demektir. Bu süreç bitecek ve yeni bir dönem başlayacak bu başlangıç güçlü olmamızı gerektiren bir başlangıç. O nedenle psikolojimizi sağlıklı tutmak, pozitifte kalmak durumundayız. Herkese güzel günlerde sağlık, mutluluk, huzur ve başarı diliyorum.

www.firatcakir.com.tr

İnstagram: sykfiratcakir

Ege Fısıltıları

11 comments

Mesaj Bırakın

Daha Fazla Yazılar