Ülkemizin birbirinden değerli tarihi ve kültürel miraslara sahip şehirleri bulunmaktadır. Bu şehirlerden biri olan Egenin incilerinden Muğla ve tarihi hakkında sizlere bilgiler aktaracağız. Kısacası yazımızda kültürel miraslarıyla Muğlayı anlatacağız. Yazımızda Muğlanın hangi ilçesinde hangi tarihi güzelikler sizleri bekliyor göreceksiniz. Aynı zamanda Muğlanın Seydikemer ilçesinde bulunan Yaka Park İşletmesinin besleyip büyüttüğü balıkların faydaları hakkında bilgi sahibi olacaksınız. Gelelim Muğla hakkında bilmemiz gerekenlere.

Muğla Seydi Kemer Yaka Park

Muğlanın Kaş, Kalkan ve Fethiye çıkışında bulunan Seydikemer ilçesine bağlı olan Yaka Köyün 1 kilometre yukarısında bulunur. Yaka Park işletmesi jeep safaricilerinin durak noktası olduğu gibi sağlık turizmi için gelenlerinde uğradığı ve kaldıkları bir doğal yerel işletmedir. Yaka Park işletmesinde özellikle sedef, egzama ve benzeri deri hastalıklarının iyileşmesi için balık terapisi yöntemi uygulanır. Balık terapisi tedavisinde kullanılan balıklar özel ve faydalı balıklardır.

MUĞLA SEYDİKEMER YAKA PARK

Yaka Park ziyaretçileri aynı zamanda parkta bulunan yılların ağaçları altında buz gibi suyun keyfini sürmektedirler. Ancak suyun soğukluğu sebebiyle yüzmeye niyetlenip geri çıkanlar çoğunluktadır. Hatta öyle ki suda uzun süre durabilene işletme tarafından ödül verilir. Genel olarak ziyaretçiler buz gibi suyun şelalesini izleyerek yetinirler. Ziyaretçiler aynı zamanda kademeli teraslarda bulunan ahşap masalarda ya da taş masalarda açık büfenin keyfini çıkarırlar. Kimisi hamaklarda sallanırken, kimisi de halka açık barın önünde dilediği içkiyi yudumlayabilir.

Muğla Fethiye Xanthos Örenyeri

Yukarıda fotoğrafını görmüş olduğunuz Amfi Tiyatro Likyalılar döneminde yapılmıştır. Milattan önce 425 yılında doğan Kherel yani Likya Kralı ölüm tarihi olan milattan önce 400 yılına kadar savaşlarla uğraşmıştır. Ölümünün ardından krallarını seven Likya halkı ve Likya kraliyeti tarafından yazıtlı bir pilye olarak da adlandıran bir anıt diktirilmiştir. Kherel için diktirilen bu anıt iki kaide üzerine oturtulmuştur.

Döneminin en uzun Likçe yazıtı anıtın dört bir yanını kaplar. Aynı zamanda anıtın tepesinde, Harpy anıtında olduğu gibi dört bir yanında kabartmalarla süslü mezar vardır. 11 metre yükseklikte olan anıtın en üstünde arslan şeklinde tahta oturan prens tasviri bulunur. Anıtın fotoğrafını sizlerle aşağıda paylaşıyoruz.

YAZITLI PİLYE / LİKYA KRALI KHEREL ANITI

Muğla Dalyan Kaya Mezarları

LİKYALILAR DALYAN KAYA MEZARLARI

Zamanında Muğla da hakimiyet sürmüş olan Likyalıların, devlet adamlarının ve krallarının mezarlarını denize 80 derecelik açıyla yükselen bu dağların içine oyularak yapılması bir gelenekti. Likyalılara bağlı, bir kent olan Kaunos kenti bugünün Dalyanıdır. O dönem boyunca sürdürülen bu geleneğin en ihtişamlı örnekleri Dalyan Kaya Mezarlarıdır. Yukarıda fotoğrafını paylaştığımız mezarların büyük olanları krallara, küçük olanları ise devlet adamlarına aittir.

Antalya Demre Kekova Kaleköy

Antalya Demre ye bağlı olan Kekova adasında bulunan Kale Köy Antalya merkeze toplamda 185 kilometre uzaklıktadır. Kaleköye bir zamanlar sadece teknelerle ulaşım vardı. Bugün kara yoluyla da ulaşım sağlanabilmektedir. Kaleköye Kaş ve Demreden teknelerle yerli, yabancı turist yağıyor. Likyalılar döneminde Kaleköy, Dolichiste olarak adlandırılan küçük bir adaydı. Bugün ise sınırları Aperlai Antik Kentinden başlar ve Gökkaya koyunu da içine alacak şekilde Kaş Ulu Burnuna kadar bir bölgeyi kapsar.

Kaleköyün sınırlarında bulunan bölgeler sırasıyla; Kekova adası, Üçağız köyü, Hamidiye Koyu, Gökkaya Koyu – Korsan Mağarası, Aperlai adası. Tüm turistik ve kültürel yerleri gezmeden Muğlayı gördük demeyin. Kaleköy tarihi sadece Likyalılarla bitmiyor. Bu köy aslında milattan önce 4. yüzyıla kadar uzanan Simena Antik Kneti üzerine kurulmuştur.

Likya Krallığına bağlı Olympos, Xanthos, Patara, Pinara, Myra, Tlos kadar güçlü olmasa da Simena da mecliste tanınıyordu. Likya krallığı Roma krallığının emrine girince Simena komşularıyla birlik olarak Likya eyalet meclisinde tek oyla temsil edilmiştir.

Simena Antik kentini ziyarette bulunan 19. yüzyıl seyyahlarından Fransız mimar ve arkeolog Charles Texier bazı notlar tutar. Tarihi yapıların halen ayakta olduklarını yazılarında not düşer. 19. yüzyılda yine bir başka ziyaretçi olan, İngiliz Kralliyet Donanması Amirali Francis Beaufort karadan ve denizden gelen tüm yollara hakim bir kalesi olduğundan söz eder.

Günümüze kadar çok iyi korunan Orta Çağ Kalesi halen ziyaretçi akınına uğrar. Kaleköy yani Simena Antik Kenti Orta Çağ kalesi 300 kişilik bir tiyatro alanına sahiptir. Aynı zamanda kalenin arkasında birden fazla lahitin yer aldığı nekropol alanı var. Sabah saat 08:00 ile akşam 19:00 arası açık olan Simena Antik Kenti giriş ücreti 14 TL dir. Antik kente yaz aylarında 1 Nisan ile 1 Ekim arasında gidebilir. Fakat ben kış ayında gitmek istiyorum derseniz 1 Ekim ile 1 Nisan arasında Antik Kenti ziyaret edebilirsiniz.

Kekova Hamidiye Koyu

Koy Kekovanın yakınında bulunan 20 haneli Hamidiye Köyünden adını alır. Hamidiye koyu tarihiyle ayrı bir öneme sahiptir. Hamidiye köyü ve koyu I. Dünya Savaşı sırasından buraya sığınan ünlü Hamidiye Zırhlısından adını almıştır. Rauf Orbay komutasındaki Hamidiye Kruvazörü 1912 – 1913 yılları arasında, Balkan harbinin en çetin günlerinde Ege ve Akdenizde Yunan Donanmasını bölmek için 7,5 ay süren akın harekatı yapmıştır.

Akdenizden Adriyatik denizine nam salmış olan gemi Beyruttan Egeye dönerken 25-26 Şubat 1913 yılında 2 gün dinlenerek geminin kazan dairesi bakımı için bugünkü Hamidiye Koyuna demir atmıştır. Düşman gemileri koyun güvenli yapısından dolayı Hamidiye Kruvazörünü göremeyip geçip gitmişlerdir.

HAMİDİYE KOYU

Muğla – Fethiye Kayaköy/ Karmylassos / Levissi

Muğla Fethiyeye 8 kilometre olan Kayaköy diğer bir değişle Karmylassos ya da Levissi bugün hayalet şehir olarak anılmaktadır. Hayalet şehir olarak bilinen Kayaköyün geçmişi milattan önce 3000 yılına dayanır. Likyalılar zamanında Karmylassos olarak bilinen köyde Osmanlı zamanında Rumlar ve Osmanlılar bir arada yaşarlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye de ki Rumlarla Yunanistanda ki Türklerin zorunlu göçe tabi tutulması ile iki ülke arasında mübadele olmuştur. Kayaköyde bu zorunlu göçten etkilenmiştir.