Farkındamasınız ne kadar hızlı bir hayat yaşıyoruz.!

Hayatın içinde güçlü olmak adına hızlı yaşarken, aslında ne kadar güçsüzleştiğimizi farketmiyoruz bile..

Bu hengame içinde unuttuğumuz yavaşlığı, yeniden keşfetmemiz gerekiyor.

Günaydın dediğimiz andan itibaren muhteşem bir koşuşturma başlıyor.

Kimimiz işe yetişmeye, çocuklarımız var ise okula yetiştirmeye çalışıyoruz.

Bunlarla bitmiyor elbet, kimilerimiz evimizin rutin işlerini düzenlemeye, yemek yapmaya ve belki de arkadaşlarımız ile bir kahve içimlik uygun bir zaman bulmaya çalışıyoruz.

Gelişen teknoloji de cabası tabii, sürekli bağlantı içinde olma arzusu, hayatımızı derinden etkiliyor. Çoğumuz uyurken bile cep telefonumuzu kapatmıyoruz. Sanki bir şeyleri kaçıracağımız hissine kendimizi kaptırmış gibiyiz.

Ailemizle sohbet etmek isterken, elimizden bilgisayarı düşürmüyoruz, aynı zamanda da televizyon seyretmek istiyoruz.

Hiçbirinden vazgeçmek, birini daha sonraya ertelemek istemiyoruz.

Hepsini aynı anda yapmak isterken, hiçbirine tam da odaklanamıyoruz bile.

Sanki birçok işi aynı anda yaparsak zamandan kazanacakmışız gibi geliyor, aslında hiç de öyle olmuyor.

Bu durum hem yaptığımızdan verim alamaz iken, hem de işimizi, ilişkilerimizi, sağlığımızı, hayatımızı olumsuz olarak etkiliyor.

Stresli ve yorgun bireyler oluyor, yaşam kalitemizi düşürüyoruz.

Biraz yavaşlayarak daha dolu ve daha zengin bir hayat yaşayabiliriz.

Öncelikle teknolojinin bizi ele geçirmesine izin vermemeliyiz.

Kısa süreliğine bile olsa, kendimizle ve düşüncelerimizle baş başa kalmak bize gerçekten iyi gelebilir.

Belki de çoktandır isteyip de bir türlü başlayamadığınız bir kitaba başlamak, bir saat bile olsa kendimiz için ayıracağımız bir yüzme, koşu, yürüyüş gibi bizlere özel kendimizle baş başa kalabileceğimiz bir aktiviteye zaman ayırmak, hayatın içinde günlük kısa molalar hepimizin ruhuna çok iyi gelecektir.

Hayatı ıskalamak istemiyorsak, en azından şu andan itibaren yavaşlıyoruz..

Yavaşlamak adına önerileriniz neler, fikirlerinizi yoruma yazarak bizimle paylaşır mısınız.

Şule Beytekin